P&G ÇALIŞAN YORUMLARI

 

P&G ÇALIŞAN YORUMLARI:


P&G ÇALIŞAN YORUMLARI: P&G; çalışanları, markaları ve değerleri ile bir bütündür. Bu yüzden çalışanlar, şirketin en önemli varlığıdır ve şirketin büyüyen başarısının temelidir. İçeriden terfi sistemiyle gelişen P&G çalışanları, dünyadaki tüketicilerin yaşamlarını küçük ama anlamlı adımlarla iyileştirmeye odaklanarak bugün ve gelecek için çalışıyorlar.

Lider yetiştirmek, içten terfi sistemimizin temelidir.
İçten terfi sistemimizle geleceğin liderleri konumuna gelecek dünyanın dört bir yanındaki çalışanlarımızı geliştirmek için disiplinli ve sistemli  programlar izleriz.
P&G’de işe alım pozisyonlar için değil kariyerler için yapılmaktadır. P&G’de hangi bölümde olursa olsun, tüm çalışanlar başlangıç seviyesinde kariyerlerine başlar. P&G’nin kendi kültürüyle ve teşvik edici insan kaynakları uygulamaları ile yükselip, yönetici hatta organizasyonlarının liderleri konumuna gelirler; çeşitli ve zengin görevlerle gelecekteki liderlik görevlerine hazırlanırlar.

Şirketimizin bu özelliği nedeniyle her yıl binlerce kişi P&G pozisyonlarına başvurmaktadır, P&G üniversite mezunları için ideal şirketlerden biri olarak görülmektedir. P&G’ye yapılan başvurular adil işe alım sistemi çerçevesinde değerlendirilir, kanıtlanmış standart adımlardan geçen adaylar P&G pozisyonlarında başlamak için ilk adımlarını atarlar.

Çalışanlarımız ilk günden sorumluluk alırlar.
Lider yetiştirirken verilen sorumluluğun önemini savunuruz, bu nedenle P&G çalışanları ilk günden anlamlı sorumluluklar yüklenirler.

Tüm P&G çalışanları ortak amaca doğru ilerlerken prensiplere uygun hareket eder.
Amacımız, Değerlerimiz ve Prensiplerimiz şirketimizde lider gelişiminin temelidir. Amacımız (dünya tüketicilerinin yaşamlarını iyileştirmek) ve değerlerimiz (güven, dürüstlük, sahiplenme, liderlik ve kazanma arzusu) bize ortak hedefimize ulaşmak için her gün ilham verir.

P&G çalışanları, dünya tüketicilerine bugün ve gelecekte yaşamları iyileştirecek üstün kalite ve değerde markalı ürün ve hizmetler sunarken, aldıkları tüm kararlarda şirket prensiplerini yansıtırlar. ”Doğru Olanı Yapma Kültürü” olarak da özetlenebilecek bu kültür, P&G’nin DNA’sını oluşturur.

Çalışanlarımız ilk günden itibaren P&G’nin “Dünya Genelinde İş Etiği” prensipleri hakkında eğitim alırlar ve çalışanlarımızın bu kılavuzda belirlenmiş kurallara uymaları beklenir. Çalışanlar P&G Prensipleri dahilinde karar almaları konusunda devamlı olarak bilgilendirilirler.

Liderlerimiz işe alımdan, kariyer planlamasına kadar her lider gelişiminin tüm adımlarında aktif olarak çalışır. 
Liderlerimiz işe alımda aktif rol alarak, şirket içi eğitimleri vererek, genç liderlere koçluk ve mentorluk yaparak deneyimlerini yeni nesillere aktarırlar.

Öğrenmek yaşam biçimimizdir.
İş yaparken öğrendiklerimizin dışında şirketimiz bünyesinde geliştirilen teknik, fonksiyonel ve kurumsal eğitimlerimizle çalışanlarımızı kariyerleri boyunca destekleriz. Şirketimizin liderleri tarafından verilen bu eğitimler çalışanlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir. Eğitimlerimiz hem daha iyi bir lider olmamıza hem de amacımıza  yönelik çalışmalarımızı geliştirmemize imkan sağlar.
Personel ve eleman alım ilanlarını sizler için burada paylaşmaya devam edeceğiz bu gün Procter & Gamble insan kaynakları departmanı’nın yaptığı açıklamalara göre ve Sitesinde yaptığı duyurulara göre hazırlamış olduğumuz sayfamızda  Procter & Gamble iş ilanlarını inceleyebilir, firma hakkında bilgi sahibi olabilir ve dilediğiniz ilana iş başvurusunda bulunabilirsiniz.

Procter & Gamble  Hakkında:

P&G; çalışanları, markaları ve değerleri ile bir bütündür. Bu yüzden çalışanlar, şirketin en önemli varlığıdır ve şirketin büyüyen başarısının temelidir. İçeriden terfi sistemiyle gelişen P&G çalışanları, dünyadaki tüketicilerin yaşamlarını küçük ama anlamlı adımlarla iyileştirmeye odaklanarak bugün ve gelecek için çalışıyorlar.

Lider yetiştirmek, içten terfi sistemimizin temelidir.
İçten terfi sistemimizle geleceğin liderleri konumuna gelecek dünyanın dört bir yanındaki çalışanlarımızı geliştirmek için disiplinli ve sistemli  programlar izleriz.

P&G’de işe alım pozisyonlar için değil kariyerler için yapılmaktadır. P&G’de hangi bölümde olursa olsun, tüm çalışanlar başlangıç seviyesinde kariyerlerine başlar. P&G’nin kendi kültürüyle ve teşvik edici insan kaynakları uygulamaları ile yükselip, yönetici hatta organizasyonlarının liderleri konumuna gelirler; çeşitli ve zengin görevlerle gelecekteki liderlik görevlerine hazırlanırlar.
Şirketimizin bu özelliği nedeniyle her yıl binlerce kişi P&G pozisyonlarına başvurmaktadır, P&G üniversite mezunları için ideal şirketlerden biri olarak görülmektedir. P&G’ye yapılan başvurular adil işe alım sistemi çerçevesinde değerlendirilir, kanıtlanmış standart adımlardan geçen adaylar P&G pozisyonlarında başlamak için ilk adımlarını atarlar.

Uygun Pozisyonlar: Dönemsel Çamaşır Suyu ve Sıvı Bulaşık Deterjanı Paketleme Operatörü

Şirketimizin Kocaeli – Gebze Fabrikasında çalışmak üzere 1 sene süreli Çamaşır Suyu ve Sıvı Bulaşık Deterjan Paketleme Operatörü  aramaktayız.

Aranan Nitelikler

– En az Teknik Lise, Meslek Lisesi  ya da MYO mezunu; askerliğini yapmış olması.
– Kocaeli veya İstanbul Anadolu Yakası civarında ikamet eden
Alo, Pantene, Orkid, Prima, Blendax, İpana, Gillette ve diğerleri…


Her biri Türk tüketicisinin günlük yaşamının adeta vazgeçilmezi olan bu markalar, P&G’nin amacının ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor. Çünkü tüm bu markalar, P&G’nin yaşamları iyileştirme amacının birbirinden başarılı uygulamaları olarak tarihe geçtiler.
P&G, son 23 yıldır Türk tüketicisinin tercihlerinin arkasındaki lider marka olarak hizmetlerini ve yatırımlarını çeşitlendirerek sürdürüyor.

Türkiye pazarına 1987 yılında giren P&G, etkinlik alanını 1998’den bu yana 70 milyonu aşkın tüketicisiyle çok hızlı gelişen bir pazar olan Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri’ni kapsayacak şekilde genişleterek bölgesel bir merkez fonksiyonu üstlenmiş konumda. P&G Türkiye yaklaşık 900 çalışanıyla bugün, CEEMEA (Orta ve Doğu Avrupa, Ortadoğu, Afrika) bölgesinde P&G’nin doğrudan faaliyette bulunduğu toplam 52 ülke arasında 3. ve P&G Global alt şirketler sıralamasında da 13. sırada yer alıyor.

23 yıldır Türkiye’ye 550 milyon doları aşan fiziksel yatırım yapan P&G; Türkiye’de toz deterjan, hazır çocuk bezi, hijyenik ped ve çamaşır suyu üretim tesisleri ve dağıtım merkezi ile faaliyetlerini sürdürüyor. P&G Türkiye’nin, toplam 25 ülkeye yaptığı ihracat 14 yılda 1,5 milyar doları buldu. P&G Türkiye, yaptığı çalışmalarla T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından verilen ihracat ödüllerinde “Kağıt, Karton, Ambalaj ve Kırtasiye Ürünleri” kategorisinde 9 kez birincilik ödülü aldı. Bugün faaliyette bulunduğu kategorilerde lider konumda 24 markası ile Türkiye’nin en büyük temizlik, ev bakım, kadın hijyen ürünleri ile bebek bakım ürünleri üreticileri arasında yer alan P&G Türkiye, güzellik ve kişisel bakım kategorisinde de lider şirketler arasındadır.
P&G; çalışanları, markaları ve değerleri ile bir bütündür. Bu yüzden çalışanlar, şirketin en önemli varlığıdır ve şirketin büyüyen başarısının temelidir. P&G çalışanları, dünyadaki tüketicilerin yaşamlarını iyileştirmeye odaklanırken, sürdürülebilirlik uygulamaları ile bugün ve gelecek için çalışıyorlar.

P&G içerisinde sürdürülebilirliğin tüm çalışanlar için öncelikli düşünce biçimi haline gelmesi için çabalar teşvik ediliyor ve hem iş hayatında hem de özel hayatta kişisel sorumluluk fırsatları geliştiriliyor.


> Prensiplere Dayalı Karar Alma Kültürü
> Endüstriyel İlişkiler - Üretim ve Dağıtım Tesisleri
> İnsan Kaynakları Sistemleri
> Sağlıklı Yaşam Programı
> Aktif Sosyal Yaşam
P&G’de iki mülakat tecrübesi
Mezun olunca özel sektöre kapağı atma derdinde olan üniversite öğrencilerinin birçoğu için P&G ve Unilever hayal edilen FMCG (Fast moving consumer goods – hızlı tüketim malları) şirketleridir. Öğrenciler birbirine bu şirketleri ‘çok iyi maaş veriyormuş abi’, ‘aynı ABD mantığıyla çalışıyorlarmış birader acaip profesyonellermiş’, ‘Bi’ giren ihya oluyormuş terfinin ardı arkası yokmuş’ gibi hayalperest cümlelerle anlatır.

Ben de iki yıl arayla olmak üzere P&G’de farklı pozisyonlar için iki mülakata davet edildim. Özellikle ikincisinde profesyonellikle uzaktan yakından alakası olmayan haller tavırlar gördüm. Yazı ilerlerken sizi de İçerenköy’de oto sanayinin ortasına yapılmış o tuhaf Kosifler İş Merkezi’nin bilmem kaçıncı katına götüreceğim.

Öncelikle sancılı başvuru sürecinden başlayayım. P&G, kariyer.net‘e ilan vermekle birlikte başvuru yapmak istemeniz halinde sizi kendi resmi sitesine yönlendirir. Bu yaklaşımı şirket açısından mantıklı buluyorum. Şöyle ki; kabul edelim birçoğumuz kariyer.net’te görüp beğendiğimiz ‘olmaz da hadi ararlarsa’ dediğimiz birçok ilana başvuruyoruz. Şirketlerin İK departmanı için bu bir sürü işe yaramaz CV demek. P&G de kendi sitesinde önce tamamen İngilizce bir sürü soruya cevap vermenizi, sonra da psikometrik test gibi olduğunu hatırladığım bazı çoktan seçmeli sorulara cevap vermenizi istiyor. Yanılmıyorsam başvuru rahat 1 saatten fazla sürüyordu! Pardon başvuru değil, profil oluşturma süreci. İngilizcem oldukça iyi olduğu için (IELTS skorum 8.0. İleriki bir yazıda İngilizce belasını nasıl halledersiniz onu da kendi tecrübelerime göre yazmaya çalışacağım) ben de yabancı bir şirkette çalışmak istiyordum. P&G: yabancı, İngilizcesi sağlam adam lazım, iyi maaş veriyormuş, iletişim ve liderlik yeteneğine sahip kişiler arıyor e daha ne olsun benden iyisini mi bulacaklar dedim ve başvurdum :)

İlk davet Purchasing Specialist (Satınalma Uzmanı) pozisyonu için geldi. Eğer P&G’ye ilk kez çağrılıyorsanız önce bir sınava alınıyorsunuz. Bu neredeyse tüm şirketler için rutin bir uygulama haline gelmiş durumda. O kadar çok şirketin sınavına girdim ki hangisinde ne soruluyordu ayrıntılı hatırlayamıyorum. Aklımda kaldığı kadarıyla hepsinde grafikli sorular ortaktı ama grafik dediysem gözünüz hiç korkmasın. Gerçekten kolay grafikler, orada amaç ‘görsellerden de sonuç çıkarabiliyor musunuz ya da grafik okuyabiliyor musunuz?’ bunu değerlendirmek. Bu soruları istisnasız herkes ama herkes yapar. Bunu şirketler de inanın biliyorlar. Bu soruların sorulmasındaki amaç ne kadar hızlı olduğunuzu ölçmek. Hızlı olan kazanıyor.

Bana da ilk telefon sınav daveti için gelmişti. Gittim, görünüşleri oldukça küçük gösteren bir oda dolusu adam ile sınava girdim. Sınavlarda süre sıkıntısı kolay kolay yaşamam, bir sürü kişinin erken çıktığını hatırlıyorum. Bu sınavlara girip sırf sıkıldığından ‘eeehh başlarım beee bunlarla mı uğraşacağım‘ diyip çıkan bir sürü insan oluyor. Onlardan olmayın, baktınız yapabiliyorsunuz devam edin mülakata davet edilme şansınızı heba etmeyin.

Sınavdan birkaç gün sonra bir telefon; sınavda başarılı oldunuz sizi mülakata davet etmek istiyoruz, iletişim bilgilerini başvurunuzda belirttiğiniz mail adresinize yolluyoruz. E peki buraya kadar her şey güzel. Belirtilen saatte mülakat yerine gittim. İki beyfendi beni yuvarlak bir masanın olduğu, her yeri Prima, Orkid gibi P&G markalarının reklamlarının süslediği bir odaya aldı. İlk mülakat kolay: kimsin, nesin anlat, biraz da İngilizce konuşalım (amaç konuşma becerinizi ölçmek ama rahat olun şimdiye kadar mülakatlarda hiç kimsenin şakır şakır konuştuğunu duymadım daha. O ağdalı, ağır, sert İngilizce teleffuzu P&G elemanlarında bile barizdi). 1 saate yakın sürmüştür en fazla, sonra çıktım gittim. Tabir-i caizse dananın kuyruğu ikinci mülakatta kopar.

Sınavı geçtiniz, ilk mülakatta da anormal bir çıkıntılık yapmadıysanız ya da ezik bir profil sergilemediyseniz ikinci mülakata çağrılırsınız. Bu sadece P&G için değil tüm şirketler için böyledir. Birkaç gün sonra ikinci mülakat davetini aldım. Hatta süreç ne kadar hızlı ilerliyor diye şaşırmıştım.

job

Bu defa 3 kişi var karşımda. İki erkek bir kadın. Benim mülakatımda solda oturan göbekli amcamız belli ki yıllardır şirkette. Zaten sonra müdür olduğunu öğreniyorum. Ortada oturan en az 3 yıllık elemandır, müdür olanla aynı departmanda ya da birlikte çalışılan bir departmanda görevli olur, üçüncümüz ise malum.. Mülakatlarda kenarda oturan o kadınlar hep İK’cıdır. Güya diğerleri sizin işe ne kadar uygun olduğunuzu ölçmeye çalışırken hanımefendi de sizin iletişiminize, giyiminize, tavırlarınıza vs bakar. P&G’de çalışanlar adaylardan mükemmel bir İngilizce’ye sahip olmalarını isterler. Haliyle biz de onların öyle olduğunu düşünürüz değil mi? Hah işte ben de öyle zannediyordum ama gerçek bununla pek örtüşmüyor. En solda oturan beyfendi ‘biraz İngilizce konuşalım’ diyor. Konuşalım konuşmasına da adamın İngilizce’si en fazla orta-üst seviye. Telaffuz desen felaket ötesi. ‘Bana mı öyle geliyor olm İngilizce’si kötü olamaz adam P&G’de müdür’ diyorum ama yurtdışından döneli 1 yıl bile olmamış ki telaffuzum için de herkes ‘Türk olduğun hiç belli olmuyor’ der. Sonra bir kelime duyuyorum ve İngilizce’nin pek de mattah olmadığı fikrinden emin oluyorum. Adam bildiğin ‘fundamental’ diyor, yazıldığı gibi, hiç kasmamış sanırsın kelimenin aslı Türkçe de Türkçe’den İngilizce’ye geçmiş :)

Onlar da bana kimim nerde okudum stajdı iş tecrübesiydi bunları sordular. Güzelce anlattım. Onların da tavırları normaldi beni ne gerdiler ne de ‘ne bu gevşeklik’ dedirtecek bir şey yaptılar. İşi güzelce anlattılar, ne zaman başlanacağını söylediler, kariyer yolundan bahsettiler vs her şey olumlu gidiyor. Öyle ki o dönem Avrupa’da oturuyordum, iş Anadolu’da olduğu için (Gebze fabrikada da olabilir emin değilim) servis güzergahını, nereden bineceğimi bile konuştuk! En son sözün tükendiği yerde birbirlerine baktılar bizim için her şey olumlu siz de istekli görünüyorsunuz dediler. Sadece birkaç gün sonra Kurban Bayramı’ydı. Bayram tatilinden sonra beni arayacaklarını söylediler. Bu kadar olumlu görüşmenin sonrasında ne mi oldu? Çok basit, aramadılar :)

Aradan birkaç yıl geçti, ben çoktan çalışmaya başlamışım bir telefon daha. Bu kez pozisyon işin finans muhasebe kısmı ile ilgili. Muhasebeden hiçbir zaman hoşlanmadım ama ‘aradan birkaç yıl geçti paslandım mı acaba’ diyip görüşmeye gittim. Beni gelir gelmez sinir ettiler. Adamlar işten izin alıp geldiğimi ve gecikmemem gerektiğini biliyor. Söyledikleri saatten 5 dk önce gittim, danışmadaki görevli ilgili kişiyi arayıp geldiğimi haber verdi, 5 dk sonra sizi alacaklar dedi. Tamam dedim ama bekle bekle arayan soran yok, zaman tik tak atıyor, gidiş vaktim yaklaşıyor. Bir kere daha arattım yine aynı hikaye. 25 dk sonra ‘lütfen arayın alıyorlarsa alsınlar almıyorlarsa ben işe dönmek zorundayım’ dedim ne hikmetse hemen içeri çağırıldım.Yine birinci mülakat, bir hanımla görüşüyorum, bana mevcut işimi soruyor. Anlatırken finans muhasebeden ne kadar uzaklaştığımı ve aslında işimi ne kadar sevdiğimi fark ediyorum :) Fazla uzun sürmüyor, çıkmıyorum.

Bir hafta sonra yine telefon, ikinci mülakat daveti. Yine aynı düzen, üç kişinin karşısındayım. Soldan sağa iki erkek ve bir kadın oturma düzeni. Kadın karnı burnunda hamile bir İK personeli, mülakatta doğurur mu gibi saçma sapan sorular geçiyor aklımdan. Soldaki adamın ilk mülakatımda ortada oturan kişi olduğunu hatırlıyorum. Ortadaki daha tecrübeli olan adamsa son derece lakayt. Saniyede aklımdan ‘Ne gevşek adam bu be’, ‘ben bununla beraber çalışırsam kesin kavga ederim’, ‘bu daha mülakatta böyleyse çalışırken kim bilir nasıldır’ gibi cümleler geçiyor ve mülakat bariz şekilde negatif başlıyor. Hem zaten işimin olmasının verdiği rahatlık, hem muhasebe görevini istememem, hem de ortamdaki hava benim de ‘çok da tınnn’ moduna girmeme neden oluyor. Değişmez sorular: bize kendini anlat (bu soruya her seferinde elindeki CV ne olm soru sorsana diyesim geliyor), işini anlat vs diyorlar.

Bu arada ben yavaştan gerilmeye başlıyorum zira ortada oturan adam durmadan esniyor! Mülakat sabah 9’daydı tamam uyanamamış olabilir ama bu benim sorunum değil. Kendine güvenmeyen sabaha mülakat koymasın, ben sıfatımı düzeltip geliyorsam sen de geleceksin arkadaşım demek istiyorum ama tabiki diyemiyorum :)

Kariyer yolunu soruyorum, aldığım cevaplardan hiç memnun değilim zira mevcut şirketimde işine saygı duyulan ve güvenilen biri olduğumu düşünüyorum. Duymaktan pek de hoşlanmadıkları bir cevap veriyorum: Kusura bakmayın ama sizin sunduğunuz kariyer yolu bu ise işimden istifa ettiğime değmez, orda daha kısa sürede hem yükselirim hem daha çok kazanırım siz bana bunları vaddedebiliyor musunuz? :) (oooohhh iyi ki de demişim, ağzıma sağlık)

Mırın kırın ediyorlar, onlar da tabiki bu cevaptan hiç memnun değil ve beklenen son.. Tabiki aramıyorlar ama bu defa cidden hiç de umrunda olmuyor.

Hiçbir mülakata kendinizi o işi kesin alacakmışsınız gibi hazırlayarak gitmeyin derim. Sonunda siz o kapıdan çıkınca insanlar günlük hayatına döner üzülen siz olursunuz. Her mülakat işe giden yolda değerli bir tecrübedir. Asla kayıp gibi görmeyin ve vazgeçmeyin. Vazgeçmeyince bir zamanlar benim P&G için dediğim gibi ‘ah inşallah işe alınırım’ dediğiniz şirketlerden çok daha iyi bir şirkete girebilir, üstüne bir de sevdiğiniz işi yaparak hayatınızı kazanabilirsiniz.
P&G'yi özellikle işletme ve iktisat öğrencileri çok iyi bilir. Staj başvuruları dönemine gelince birazcık gelecek kaygısı olan işletme ve iktisat öğrencileri, gözlerinde parıltı, ağızlarında salya "Abi adamlar stajyere bile 1.750 maaş veriyormuş; blackberry veriyormuş ; P&G çok rerörerö bir şirket" diye konuşmaya başlarlar. Tabi bunlar birer efsanedir. Zira kendi adıma konuşmak gerekirse çevremde (yakın ve uzak olmak üzere) P&G'nin mülakatına giripte kabul edilenini daha görmedim.

Ara komplo teorisi: Belki de gerçekten de stajyer ve yeni çalışan almıyorlardır. Belki de öğrenci ve yeni mezunların hayatında bir travma yaratmak için testler ve mülakatlar yapıyorlardır!

Neyse benim P&G ile tanışmam üniversite 2. sınıfın sonunda oldu. Ondan sonrada mütemadiyen her sene P&G'ye başvurdum, aksatmadan... Ne zaman ki mart gelir kediler miyavlaşmaya başlar, ben anlarım ki P&G'nin başvuruları açılmıştır.

P&G'nin başvuruları da öyle "CV'ni gönder biz uygun bulursak seni ararız" şeklinde değildir. Idık dıdık sorarlar, niye başvuryorsun, amaçların neler , hede hödö. ( Çok merak ediyorum acaba İK'cılar verilen cevapların hepsini okuyor mudur?!?) Baya bir uzun sürer yani. Hele ki sen böyle güzel güzel yazarsın, tam "sonraki sayfaya geç" tuşuna tıklarsın, a aa bir de ne göresin:  sayfada uzun süredir bir aktivite yapılmadığı için sistem seni dışarı atmış!

Benim P&G'ye ilk başvurum da böyle sistem hatalarıyla doluydu ve anca gece 3 buçukta bitirebildim. Yorgunluktan zaten canım çıkmış ancak birazda oyalanayım internette, maillerime falan bakarım derken gece 4'de bana P&G'den email geldi: "Başvurunuzu dikkatle gözden geçirdik ama sürece sizinle devam edemeyeceğimizi bildiririz."  Tabi ben mavi ekran verdim:
Gecenin 4'ünde sinirim bozuldu ağlamaya başladım. Daha sonraki senelerde de beni ağlatmaya devam etti bu P&G!

Pes etmedim bir sonraki sene bir daha başvurdum, sonra bir daha, bir daha... Her seferinde işe alım sürecinde bir basamak daha ilerledim. Bir sene online teste girebildim, sonraki sene IQ testi gibi bir şeye aldılar, bir sonraki sene ilk mülakata kadar gelebildim. Arkadaşlarım dalga geçiyorlardı benle, kızım bu gidişle 7 sene sonra Ürün Yöneticisi asistanı olarak seni işe alacaklar...

En son binbir stres mülakatlarına gittikten ve mülakattan 1 saat sonra aynı standart red mesajını görünce P&G için gün boyunca ama son kez ağladım.
Kısacası P&G "kızını vermek istemeyen fabrikatör baba"ydı, ben de "fakir ama gururlu genç"tim. Ben platonik aşka tutulan ve en saf duygularımı sevdiğine açan delikanlıydım, P&G ise MSN'de "Uff, çkl bşmdn be slk .s.s" yazan sahte sarışın Türk kızıydı.

Son 2 senedir başvurmuyorum P&G'ye. Boğaziçi vb. yıldızı parlamış üni. mezunlarından başka kimseye şans vermeyen at gözlüğü takmış eski Türk filmi fabrikatörüsün sen P&G. Bense Yaşar Usta'yım, senin vereceğin iş & maaş olmadan da başka şirketlerde mutlu olabilirim. Ayrıca göründüğün kadar da mükemmel bir şirket olmadığına kalıbımı basarım.

O yüzden inci sözlük jargonuyla sana şöyle diyorum: "Açacağın pozisyonu s....yim, ben gidiyorum!"

Hiç yorum yok:
yorum

Popüler Yayınlar